BBC’nin iplayer bolumunu ingilizcesini gelistirmek isteyen arkadaslara tavsiye ediyorum. Mutlaka bakin. Her alanla ilgili degisik videolar da var:) Cogunlugu cocuklarin anlayacagi dilde ama eglenceli:). Ogrenmenin yasi yoktur. Devam…Linkler asagida…
Uzun zamandir Southampton Universitesinden aldigim offera dun olumlu cevap verdim. Yarin da belgeleri tamamliyorum. Hayatimin bir parcasi olacak olan arastirmalarimi ve calismalarimi yapacagim 4 senenin boylelikle cogunlukla nerede gececegini de belirlemis oldum:). Umarim hayirli olur…
Asagidaki linkten 360° panoramic video camera sayesinde kopek baliklari arasinda gezen dalgiclari izleyebilirsiniz:) Yaninda bir kac video daha var. Gayet hos. Bir bakin derim. Mouse’ un sol butonuna tiklayip yon degistirebilirsiniz.
The link below shows the Oceans film team test the 360° panoramic video camera in shark-infested waters. You must have a look:)
Lisa is a Segbot based on Segway’s Robotic Mobility Platform. Its sensor payload includes 2 SICK LMS 291 laser scanners, a Ladybug camera, and a Bumblebee stereo camera.
Duyurusunun 1 hafta once yapildigi futbol maci Bell School ile Eurocenters arasindaydi. Her ulkeden ogrencilerin oldugu bir macti:). Bol bol ingilizce pratik yapma imkanimiz oldu baslamadan. 15 kisi oynamak icin gelmisti. 11′e 11 oynadik. Mac boyunca hic cikmadim degisiklik icin:). Macin daha baslarinda buyuk bir ustunluk gosterdik. ilk yariyi 3-0 kapattik. Sonra yenmenin verdigi rehavetle 2 gol yedik:). Sonra tekrar bastirdik. Durum butun cabalarimiza ragmen 4-3(hala yeniyoruz) olmustu. Okulun adini iyiye cikarmak icin yenmemiz sartti. Sonlara dogru bir gol kurtardim:). Belki de yaptigim en iyi seydi o macta:)… Hakem dudugunu calmadan 5 sn oncesinde bir gol daha kaydettik. Super bir macti. 5-3 kazanmistik. Simdiye kadar oynadigim en sert ve en cok mucadele ettigim macti. Tamamiyle kurallara gore oynandi. Teknik direktorlerin gozu su an kaleci Husrev’de:). Benim de gelecegi olan bir futbolcu oldugum soylendi:)… Barca bekle beni geliyorum:) Resimler asagida:
Harbi isimi ciddiye almisa benziyorum:D:D:D
———————————————————————————————————————————————-
Profesyonel yetcom:)…
——————————————————————————————————————————————–
Kazandiktan sonra hep beraber:)
Not: Eklemeyi unuttugum icin Akin kardesimden af diliyorum. Resimlerdeki katkilarindan ve mactaki desteginden dolayi Ali, Akin ve gelen arkadaslarima tesekkur ediyorum:)…
Download yöneticisi olarak en çok kullandığım programlardan birisidir. Önceleri flashget gibi “get”li bir sürü program gördüm ama internet download manager gibisini görmedim. BaÅŸlarda alışmak biraz zor gelmiÅŸti. Ama sonraları onsuz biÅŸey indiremez oldum:). AÅŸağıda indirme linkini veriyorum. Åžimdi bir problemden bahsedeceÄŸim. EÄŸer default olarak firefox kullanıyorsanız, indirmek için bir linke tıkladığınızda kendi download managerini çalıştıracaktır. Fakat isterseniz firefox’u, internet download manager ayarlarından tiklerseniz bu durum sizi firefoxtan kurtarabilir. Åžimdi buna baÄŸlı olarak karşılacabileceÄŸiniz bir problem var. Youtube yada facebook gibi sayfalardan video izlerken direk olarak internet download manager çalışacaktır ve izlemeniz yerine indirmenizi isteyecektir. Bu durumda yapmanız gereken ya firefoxtan eklentilerden IDM eklentisini pasif duruma getirebilirsiniz yada IDM’den firefoxu kaldırabilirsiniz. Böylece durum çözülmüş olacaktır. Ayrıca Sürükle kopyala en çok sevdiÄŸim özelliÄŸidir.
Power ISO 4.4:
————————————————————————————————————————-
PowerISO güçlü bir CD/DVD imaj işleme yazılımıdır. Program iso formatındaki dosyaları; oluşturma, sıkıştırma, düzenleme, açma, açılan dosyaları çıkarma, şifreleme ve dönüştürme işlemlerini kolaylıkla yerine getirir.
Power iso ayrıca sanal sürücü görevinide üstlenmektedir. ISO ve Bin gibi desteklediği uzantılı dosyaları Dvd yada Cdlere kalıp olarak yazdırmanıza gerek yok. Çünkü sanal sürücü olarak kullanabilirsiniz. İstediğiniz sayıda sürücü oluşturabilirsiniz. Ve bu oluşturduğunuz sürücülerden istediğinize ISO ve bin dosyalarını mount edebilirsiniz. Bu durumda Cd ve Dvd isteyen oyun yada benzeri durumlardan sıyrılmış olursunuz.
CuteFTP Pro 8:
————————————————————————————————————————-
CuteFTP programının geliştirilmiş yeni versiyonu. Hem iş hem kişisel kullanım için gerçekten çok iyi. Çok daha güvenli, hızlı ve daha kapsamlı. Daha hızlı dosya transferi, Entegre HTML editörü, Klasör senkronizasyonu. Sheduling (zamanlama) özelliği. Script ile otomasyon desteği. SSL, SSH2 ve S/Key şifre encription ile yüksek güvenlik gibi özellikleri var. Kesinlikle tavsiye ederim.
Anti-Virüs:
Bunların yanında Kaspersky internet security’nin en güncel sürümlerini tavsiye ederim. Biraz daha yavaÅŸ olan bilgisayarlar için de Avast’ın son sürümlerini tavsiye ederim. Fakat hangisini kullanırsanız kullanın güncelleyebildiÄŸinizden emin olun.
Media:
Bs-player ve KMPlayer En iyileridir. KMplayerdan şaşmayın diyebilirim. Hertürlü codeci içermektedir. Birşeyi açamadım demezsiniz.
Bugün hava ÅŸartları epey kötü olmasına raÄŸmen dışarıdaydık yine:). London’dan ziyaretçilerimiz gelmiÅŸti. Doruk, Aylin ve ben, kardeÅŸlerimizi karşıladık. 10 kiÅŸi kadarlardı sanırım. Yarısı Türk, diÄŸer yarısı da Arap ve Brezilyalılardı. Sonra City Centre’ye doÄŸru yola koyulduk. Yoldan gelmiÅŸ misafirlerimiz, tabiki açlardı. Biz de açtık:). Ben hep açım:). Mc Donalds burada en güzel tercihlerden malesef. Girmeden önce yabancı grup bizden ayrıldı. Yine biz türkler beraber kaldık:). İngilizce pratikten çok türkçe pratik yaptık:D. Girdik ve güzel güzel yedik. Sonra Kings College’tan baÅŸlayıp, Cam-nehrine doÄŸru yola koyulduk. Cam nehrine hayran kaldılar. Çünkü gerçekten ben hayatımda o kadar yeÅŸilliÄŸin uyum içinde olduÄŸunu ilk kez cambridge’te gördüm:). Cam’in üzerinden patika bir yolu takip ettikten sonra küçük köprü üzerinde foto çektirdik. Oradan da Cambridge Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin önünden geçip Judge Business School’a ulaÅŸtık. Bir kaç foto çektikten sonra Mill Road’a doÄŸru yola koyulduk. Mill Road, Cambridge’te bütün ulusların restaurant ve benzeri yerlerinin olduÄŸu yerdir. Oraya asıl gitme amacımız Camiyi görmekti. Camiyle ilgili olarak ayrıntıları sonra yazacağım. Esra ve Merve’yi camiye bıraktıktan sonra ben, doruk ve İrem beraber Kervan Sofrası Türk restaurantına vardık. Oradakilerle tanıştık. Bizi çok iyi karşıladılar. Yemek ısmarlıyalım tatlı söylüyelim dediler. Fakat biz kabul etmedik. En sonunda o zaman bir çayımızı için dediler. O sırada Esra ile Merve de geldiler. Çayımızı içip biraz muhabbetten sonra kalktık. Sonra Marks&Spencer’e tatlı yemeye doÄŸru koyulduk. Fakat her yer kapalıydı ve yaÄŸmur ÅŸiddetini arttırmak üzereydi. Pazarın karşısında açık Subway’i bulup girdik. Daha önce yemediÄŸim ve içmediÄŸim biÅŸeyleri denedim. Çok hoÅŸuma gitmiÅŸti:). Sonrasında Londraya geri yolculuk yaklaÅŸmıştı. Police Station’a doÄŸru yola çıktık. Hüsrev, Akın ve Ali de oraya geldiler. O muhteÅŸem sohbetin ardından bir kaç foto çektirdik ve yola koyuldular. Bu güzel gün için teÅŸekkürler Esra, Merve, İrem, Hüsrev, Akın, Ali, Doruk, Aylin ve diÄŸer yabancı arkadaÅŸlar(Bizim çemberdeki o ingilize de teÅŸekkürler:D. Sanki bizim muhabbetin içinde gibi duruyordu:).)
Cambridge’e geliÅŸ maceramın baÅŸlangıcı aslında Ekim 2008′de Meb bursunun var oluÅŸundan son gün(Hatta son saatleri) haber olmamla baÅŸladı:). Bla bla bla…SaÄŸolsun bakanlık biletlerimizi ayarladı. Hani problemler ve sabrımızın taÅŸmadığı anlar da olmadı deÄŸil. Sabah erkenden Ankarada evden çıktım. Sonra taksiye atlayıp otogarın önüne kadar geldim. Doruk kardeÅŸim ailesiyle geldi ve beni ordan aldılar. Ve en çok korktuÄŸumuz ana gelmiÅŸtik. Ayrılık deÄŸil tabiki valizlerin verilen kilo sınırını geçmesi durumu:). Aylin hemen titreyerek geldi ve dedi ki ” tek valiz alıyorlarmış, ve onun da 23 kiloyu geçmemesi gerekiyormuÅŸ”. O andan sonra valizi Check-in’e verene kadar yüz kere kaldırıp indirmiÅŸimdir heralde:D. Neyse ki 28 kilo geldi. Geçen kilo başına 7 euro istediler. Ben ordaki bayana bir “OHaaa” demeyi çok istedim ama…:). Neyse ki kadına öğrenciyim abla yap bir ÅŸeyler bize dedim. O zaman 2 tane giysini sırt çantana atıver dedi. Ben de 3 tanesini çıkarıp ikisini giydim, birini de çantama koydum. Sonra 26kg geldi fakat kabul etti. Hadi getir bakalım dedi:). O andan sonra bir rahatlama geldi üzerime:). Birinci problemi böylece geçmiÅŸtik. Ve ardından o sıcak yolculuk baÅŸlamış oldu. UçaÄŸa bindiÄŸimizde bütün dolaplar doluydu üzerimdekileri çıkaramadan oturdum. Pek rahatsız etmiyordu baÅŸta, fakat uçak kalktıktan sonra feci yanmalar hissettim:). Çıkartmak için oturduÄŸum yerde biraz kıvrandım ama nafile. Neyseki uçak otomatiÄŸe geçti. AyaÄŸa kalktım tam montu çıkartıyorken bir kolumun yaÅŸlı bir bayana çarptığını anladım. Döndüm ve özürlerimi saymaya baÅŸladım. Allah’tan anlayışlıydı. Ama bu kötü bir sonun baÅŸlangıcımıydı acaba? Sonra üzerimdeki montları 3-5 farklı yerlere sıkıştırdıktan sonra yerime oturdum. Öyle rahatlamıştım ki sanki üzerimde beni boÄŸan birÅŸeyler uçup gitmiÅŸti:). Sonra yandan bir ses “Evladım nerelisin, nereye gidersin?”. O yaÅŸlı teyzeydi. BaÅŸladık muhabbete. Allah’tan dedemin babasından sonrasını bilmiyorum:):):). HerÅŸeyimi sordu. Tabi ben de suçluluk duygusuyla herÅŸeyi anlattım nedense:). Ankaradan- İstanbula 1 saatlik uçuÅŸta benim hakkımda nüfus dairesinden daha fazla bilgiye sahipti. Neyseki o ilginç yolculuk kısa sürdü:). İstanbulda havalanında almamız gereken bir damga vardı. Onu da satın aldıktan sonra uçağın kalkacağı yere doÄŸru yöneldik. Aslında yeterince zaman olmasına raÄŸmen buluruz diye rahattık. Sonra yürü yürü sonunda bulduk. Sıraya girdik. Laptop,kemer ne varsa çıkardım. Burası Londraya mı gidiyor diye içimden sormak geldi nedense, hani doÄŸar ya bazen insana:). Yok uçuÅŸ deÄŸiÅŸti. Sizin uçuÅŸ ÅŸu giriÅŸte oraya gidin dedi. Saate baktım tam 10 dk vardı. Laptopu, kemerimi ve metalleri kaptığımız gibi koÅŸturmaya baÅŸladık. Üzerimdeki montla ve sırt çantasıyla koÅŸtururken ne halde olduÄŸumu siz düşünün:). Neyse 3 dk kala bulduk. UçaÄŸa bindik. Tam çantayı yine yukarıya bir yere sıkıştırmaya çalışırken aÅŸağıda bir sürpriz beni bekliyordu:D. Teyze ne tesadüf ki yine yan koltuÄŸumdaydı:D. Aklıma ilk gelen ÅŸey acaba bavulumu kaybetme ihtimalim, teyzenin yan koltuÄŸa oturması ihtimalinden yüksekmidir?:). Sonra aklıma gelen ÅŸey de keÅŸke havada durak olsa da teyzeyi bıraksak olmuÅŸtu:). Sonraki 4 saatim tam uyuyacakken hep bir sesin beni uyandırmasıyla devam etti:). Neyse ki o güzel yolculuk son bulmuÅŸtu. Ekibe yeni bir arkadaÅŸ daha katılmıştı. Hep beraber çantalarımızı nerde bulabiliceceÄŸimizi düşündükten sonra tabelaları takip ettik. Ve bir tramvay yoluna getirmiÅŸti bu yol. Åžaşırmıştık ne alaka diye. Oysaki ordan asıl çantaların geldiÄŸi bölüme götürüyormuÅŸ bizi bu tramvaylar. Neyse o kısımda herÅŸey yolundaydı ve çantalarımızı aldık…
Asıl kısma gelmiÅŸtik. Adresler elimizde çantalar sırtımızda nasıl gideceÄŸimizi düşünürken teyze yine karşıladı beni saÄŸolsun. Sonra bak bu benim oÄŸlum o size yardımcı olsun dedi. Ve en güzel ÅŸekliyle nasıl gideceÄŸimizi anlattı:). Ve trene atlayıp cambridge’de inip taksiyle de evlerimize ulaÅŸmıştık. Buradan teyzeme selamlar:)…. Devamı yakında…
A study of Einstein’sbrain has turned up a bit of a surprise - weighing in at 1230 grams, it fell at the low end of average for modern humans. The adult human brain weighs on average about 1500 grams.
However, the scientists found that Einstein’s parietal lobes–which are implicated in mathematical, visual, and spatial cognition–were 15% wider than normal parietal lobes. Possibly helping to explain his many contributions to Physics. Read more here.
The element Chlorine is a pale green gas. It has a disagreeable, suffocating odor. It is also poisonous and it can kill you! In fact it was used as a weapon in World War I.
The element Sodium is a soft silvery white metal. It is a highly reactive element and it violently reacts with water. If you swallowed a bit of it - you may very well die!
When you mix them together something very interesting happens:
Sodium + Chlorine → Sodium Chloride
They form a compound called Sodium Chloride in an extremely violent reaction. The reason this is interesting is that you eat Sodium Chloride every day. You know it as salt!
Recent Comments