Southampton icin karar ani…

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) 6 Comments »

Uzun zamandir Southampton Universitesinden  aldigim offera dun olumlu cevap verdim. Yarin da belgeleri tamamliyorum. Hayatimin bir parcasi olacak olan arastirmalarimi ve calismalarimi yapacagim 4 senenin boylelikle cogunlukla nerede gececegini de belirlemis oldum:). Umarim hayirli olur…

Futbol:)

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) 15 Comments »

Duyurusunun 1 hafta once yapildigi futbol maci Bell School ile Eurocenters arasindaydi. Her ulkeden ogrencilerin oldugu bir macti:). Bol bol ingilizce pratik yapma imkanimiz oldu baslamadan. 15 kisi oynamak icin gelmisti. 11′e 11 oynadik. Mac boyunca hic cikmadim degisiklik icin:). Macin daha baslarinda buyuk bir ustunluk gosterdik. ilk yariyi 3-0 kapattik. Sonra yenmenin verdigi rehavetle 2 gol yedik:). Sonra tekrar bastirdik. Durum butun cabalarimiza ragmen 4-3(hala yeniyoruz) olmustu. Okulun adini iyiye cikarmak icin yenmemiz sartti. Sonlara dogru bir gol kurtardim:). Belki de yaptigim en iyi seydi o macta:)… Hakem dudugunu calmadan 5 sn oncesinde bir gol daha kaydettik.  Super bir macti. 5-3 kazanmistik. Simdiye kadar oynadigim en sert ve en cok mucadele ettigim macti. Tamamiyle kurallara gore oynandi. Teknik direktorlerin gozu su an kaleci Husrev’de:). Benim de gelecegi olan bir futbolcu oldugum soylendi:)… Barca bekle beni geliyorum:)  Resimler asagida:

Harbi isimi ciddiye almisa benziyorum:D:D:D

———————————————————————————————————————————————-

Profesyonel yetcom:)…

——————————————————————————————————————————————–

Kazandiktan sonra hep beraber:)

Not: Eklemeyi unuttugum icin Akin kardesimden af diliyorum. Resimlerdeki katkilarindan ve mactaki desteginden dolayi Ali, Akin ve gelen arkadaslarima tesekkur ediyorum:)…

HoÅŸgeldiniz London.

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) 10 Comments »

Bugün hava ÅŸartları epey kötü olmasına raÄŸmen dışarıdaydık yine:). London’dan ziyaretçilerimiz gelmiÅŸti. Doruk, Aylin ve ben, kardeÅŸlerimizi karşıladık. 10 kiÅŸi kadarlardı sanırım. Yarısı Türk, diÄŸer yarısı da Arap ve Brezilyalılardı. Sonra City Centre’ye doÄŸru yola koyulduk. Yoldan gelmiÅŸ misafirlerimiz, tabiki açlardı. Biz de açtık:). Ben hep açım:). Mc Donalds burada en güzel tercihlerden malesef. Girmeden önce yabancı grup bizden ayrıldı. Yine biz türkler beraber kaldık:). İngilizce pratikten çok türkçe pratik yaptık:D. Girdik ve güzel güzel yedik. Sonra Kings College’tan baÅŸlayıp, Cam-nehrine doÄŸru yola koyulduk. Cam nehrine hayran kaldılar. Çünkü gerçekten ben hayatımda o kadar yeÅŸilliÄŸin uyum içinde olduÄŸunu ilk kez cambridge’te gördüm:). Cam’in üzerinden patika bir yolu takip ettikten sonra küçük köprü üzerinde foto çektirdik. Oradan da Cambridge Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin önünden geçip Judge Business School’a ulaÅŸtık. Bir kaç foto çektikten sonra Mill Road’a doÄŸru yola koyulduk. Mill Road, Cambridge’te bütün ulusların restaurant ve benzeri yerlerinin olduÄŸu yerdir. Oraya asıl gitme amacımız Camiyi görmekti. Camiyle ilgili olarak ayrıntıları sonra yazacağım. Esra ve Merve’yi camiye bıraktıktan sonra ben, doruk ve İrem beraber Kervan Sofrası Türk restaurantına vardık. Oradakilerle tanıştık. Bizi çok iyi karşıladılar. Yemek ısmarlıyalım tatlı söylüyelim dediler. Fakat biz kabul etmedik. En sonunda o zaman bir çayımızı için dediler. O sırada Esra ile Merve de geldiler. Çayımızı içip biraz muhabbetten sonra kalktık. Sonra Marks&Spencer’e tatlı yemeye doÄŸru koyulduk. Fakat her yer kapalıydı ve yaÄŸmur ÅŸiddetini arttırmak üzereydi. Pazarın karşısında açık Subway’i bulup girdik. Daha önce yemediÄŸim ve içmediÄŸim biÅŸeyleri denedim. Çok hoÅŸuma gitmiÅŸti:). Sonrasında Londraya geri yolculuk yaklaÅŸmıştı. Police Station’a doÄŸru yola çıktık. Hüsrev, Akın ve Ali de oraya geldiler. O muhteÅŸem sohbetin ardından bir kaç foto çektirdik ve yola koyuldular. Bu güzel gün için teÅŸekkürler Esra, Merve, İrem, Hüsrev, Akın, Ali, Doruk, Aylin ve diÄŸer yabancı arkadaÅŸlar(Bizim çemberdeki o ingilize de teÅŸekkürler:D. Sanki bizim muhabbetin içinde gibi duruyordu:).)

Geziden Kareler:Cam Nehrinin eşsiz manzaralarından birisi.

Punting yapmak için binlerce kişi buraya geliyor:).

Üzerinden geçerken fazlaca foto çektiğimiz yer:).

Ama bence Bursa Daha güzeldir.:)

Burası da benim okul:).

Not: Umarım kimseyi unutmamışımdır:).

İngiltere’ye Varış Günlüğü.

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) 3 Comments »

Cambridge’e geliÅŸ maceramın baÅŸlangıcı aslında Ekim 2008′de Meb bursunun var oluÅŸundan son gün(Hatta son saatleri) haber olmamla baÅŸladı:).  Bla bla bla…SaÄŸolsun bakanlık biletlerimizi ayarladı. Hani problemler ve sabrımızın taÅŸmadığı anlar da olmadı deÄŸil. Sabah erkenden Ankarada evden çıktım. Sonra taksiye atlayıp otogarın önüne kadar geldim. Doruk kardeÅŸim ailesiyle geldi ve beni ordan aldılar. Ve en çok korktuÄŸumuz ana gelmiÅŸtik. Ayrılık deÄŸil tabiki valizlerin verilen kilo sınırını geçmesi durumu:). Aylin hemen titreyerek geldi ve dedi ki ” tek valiz alıyorlarmış, ve onun da 23 kiloyu geçmemesi gerekiyormuÅŸ”. O andan sonra valizi Check-in’e verene kadar yüz kere kaldırıp indirmiÅŸimdir heralde:D. Neyse ki 28 kilo geldi. Geçen kilo başına 7 euro istediler. Ben ordaki bayana bir “OHaaa” demeyi çok istedim ama…:). Neyse ki kadına öğrenciyim abla yap bir ÅŸeyler bize dedim. O zaman 2 tane giysini sırt çantana atıver dedi. Ben de 3 tanesini çıkarıp ikisini giydim, birini de çantama koydum. Sonra 26kg geldi fakat kabul etti. Hadi getir bakalım dedi:). O andan sonra bir rahatlama geldi üzerime:). Birinci problemi böylece geçmiÅŸtik. Ve ardından o sıcak yolculuk baÅŸlamış oldu. UçaÄŸa bindiÄŸimizde bütün dolaplar doluydu üzerimdekileri çıkaramadan oturdum. Pek rahatsız etmiyordu baÅŸta, fakat uçak kalktıktan sonra feci yanmalar hissettim:). Çıkartmak için oturduÄŸum yerde biraz kıvrandım ama nafile. Neyseki uçak otomatiÄŸe geçti. AyaÄŸa kalktım tam montu çıkartıyorken bir kolumun yaÅŸlı bir bayana çarptığını anladım. Döndüm ve özürlerimi saymaya baÅŸladım. Allah’tan anlayışlıydı. Ama bu kötü bir sonun baÅŸlangıcımıydı acaba? Sonra üzerimdeki montları 3-5 farklı yerlere sıkıştırdıktan sonra yerime oturdum. Öyle rahatlamıştım ki  sanki üzerimde beni boÄŸan birÅŸeyler uçup gitmiÅŸti:). Sonra yandan bir ses “Evladım nerelisin, nereye gidersin?”. O yaÅŸlı teyzeydi. BaÅŸladık muhabbete. Allah’tan dedemin babasından sonrasını bilmiyorum:):):). HerÅŸeyimi sordu. Tabi ben de suçluluk duygusuyla herÅŸeyi anlattım nedense:). Ankaradan- İstanbula 1 saatlik uçuÅŸta benim hakkımda nüfus dairesinden daha fazla bilgiye sahipti. Neyseki o ilginç yolculuk kısa sürdü:). İstanbulda havalanında almamız gereken bir damga vardı. Onu da satın aldıktan sonra uçağın kalkacağı yere doÄŸru yöneldik. Aslında yeterince zaman olmasına raÄŸmen buluruz diye rahattık. Sonra yürü yürü sonunda bulduk. Sıraya girdik. Laptop,kemer ne varsa çıkardım. Burası Londraya mı gidiyor diye içimden sormak geldi nedense, hani doÄŸar ya bazen insana:). Yok uçuÅŸ deÄŸiÅŸti. Sizin uçuÅŸ ÅŸu giriÅŸte oraya gidin dedi. Saate baktım tam 10 dk vardı. Laptopu, kemerimi ve metalleri kaptığımız gibi koÅŸturmaya baÅŸladık. Üzerimdeki montla ve sırt çantasıyla koÅŸtururken ne halde olduÄŸumu siz düşünün:). Neyse 3 dk kala bulduk. UçaÄŸa bindik. Tam çantayı yine yukarıya bir yere sıkıştırmaya çalışırken aÅŸağıda bir sürpriz beni bekliyordu:D. Teyze ne tesadüf ki yine yan koltuÄŸumdaydı:D. Aklıma ilk gelen ÅŸey acaba bavulumu kaybetme ihtimalim, teyzenin yan koltuÄŸa oturması ihtimalinden yüksekmidir?:). Sonra aklıma gelen ÅŸey de keÅŸke havada durak olsa da teyzeyi bıraksak olmuÅŸtu:). Sonraki 4 saatim tam uyuyacakken hep bir sesin beni uyandırmasıyla devam etti:). Neyse ki o güzel yolculuk son bulmuÅŸtu. Ekibe yeni bir arkadaÅŸ daha katılmıştı. Hep beraber çantalarımızı nerde bulabiliceceÄŸimizi düşündükten sonra tabelaları takip ettik. Ve bir tramvay yoluna getirmiÅŸti bu yol. Åžaşırmıştık ne alaka diye. Oysaki ordan asıl çantaların geldiÄŸi bölüme götürüyormuÅŸ bizi bu tramvaylar. Neyse o kısımda herÅŸey yolundaydı ve çantalarımızı aldık…

Asıl kısma gelmiÅŸtik. Adresler elimizde çantalar sırtımızda nasıl gideceÄŸimizi düşünürken teyze yine karşıladı beni saÄŸolsun. Sonra bak bu benim oÄŸlum o size yardımcı olsun dedi. Ve en güzel ÅŸekliyle nasıl gideceÄŸimizi anlattı:). Ve trene atlayıp cambridge’de inip taksiyle de evlerimize ulaÅŸmıştık. Buradan teyzeme selamlar:)…. Devamı yakında…

Duyuru

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)), IELTS No Comments »

Arkadaşlar bugün Nilüfer Hanımla görüştüm, belgelerin gönderimiyle ilgili konuştuk. Sekizyüz küsür mail olduğunu o yüzden maille değil de diğer yollarla gönderilmesinin iyi olacağını söyledi.
Belgeler:

*Dil Okulundan öğrenci belgesi.

*Başlama formu imzalı.

*Polis Kaydında ödediğimiz parayı geri almak için faturanın orjinalini istedi.
*Bu arada paraların tam zamanında yatacağını söyledi. Gecikme diye bir durumun olmadığını öğrendim.
Not: Bir de dil eğitimini yarıda kesip pre-sessional kurslara gidecek arkadaşlar bir an önce vazgeçecekleri tarihi dil okuluna bildirsinler. Böylece dil okulunun çıkaracağı faturaya göre ateşelik ödemeyi mebe iletebilir. Ceza durumu da ortadan kalkmış olur. Dilekçe yazılmalı ve pre-sessional kabulünün alındığı okuldan kabul belgesi gerekliymiş. Şimdilik bu kadar.

Herkese iyi geceler.

Yağmur ve Tanışma

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) No Comments »

Cambridge’e gelmeden önce aman ha yaÄŸmurluk al, yok ÅŸemsiyeni yanında gezdir gibisinden bir sürü sözler duymuÅŸtum. Fakat geldikten 1 hafta sonra yaÄŸmur gördüm:). DiÄŸer günler gayet güneÅŸli, muazzam bir hava vardı:). Uzun zamandır cambridge’ten mailleÅŸtiÄŸim deÄŸerli bir ablamla da bugün tanışma fırsatım oldu:). Çok samimi ve sıcak bir aile yapısı var. Kafalarımız da tam uyuÅŸtu:). Buralara kadar geliÅŸ hikayesini dinledim, çok enterasan bir hikayeydi:).  Annesi, eÅŸi Jamie ve hem ingilizce hem de türkçe konuÅŸan tatlı mı tatlı oÄŸullarıyla beraber cambridge turu yaptık. SaÄŸolsunlar evden alıp eve bıraktılar:). Çok sevdim onları. Tekrar görüşeceÄŸiz.  Burcu ablama burdan selamlar:)…

Kaldığım evin çevresinden…

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) 11 Comments »

Kaldığım evin önden görünümü…

Arka bahçesi:D

Yağmur vardı sanki. İlk kez bugün gördüm yağmuru geldiğimden bu yana.

[2008-ylsy] Merhaba Cambridge:)

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)), IELTS 3 Comments »

Merhaba arkadaÅŸlar,

Geçen hafta 20 Nisan pazartesi günü Cambridge’e geldim. Aslında
biletim 19 Nisan pazar günü Stansted uçağı içindi ancak THY 6 adet
yedek bilet kesmiş ve bizden önce gelenler daha önce check-in
yaptırdıkları için ben ve benim gibi 5 kişi açıkta kaldık. Biletimi
ertesi güne erteledim, firma ayrıca bana 250 dolarlık tazminat ödedi:D
Geç kalmanın en güzel tarafı buydu sanırım:) Ancak İstanbul’dan
Cambridge’e tek başıma yolculuk yapmak zorunda kaldım. Benim ilk
uçuşumdu ve yolculuğun alsında hiç de o kadar zor olmadığını gördüm.
Uçakta bir sürü Türk vardı, valizleri alana kadar bir çok konuda
onlara danıştım. Valizleri aldıktan sonra tren istasyonunu bulana
kadar biraz zorlandım çünkü İngilizlere derdimi anlatabiliyordum ama
ne dediklerini anlayamıyordum. Bu gerçekten korkunç bişey, kendini
koca havaalanında yapayalnız hissediyorsun. Sora sora tren istasyonunu
buldum ve sonunda Cambridge’e giden trene binebildim. Cambridge’e
geldikten sonra her şey çok kolaydı, istasyondan çıkar çıkmaz taksiye
bindim ve eve geldim.

Aslında eve gelene kadar dikkatimi çeken çok fazla ayrıntı oldu, ancak
burda hepsinden tek tek bahsedip yazıyı uzatmak ve vaktinizi almak
istemiyorum. Ancak sadece bir kaç önemli ayrıntıdan bahsetmek
istiyorum. Buraya gelmeden önce bir çok kiÅŸiden İngilizler’in soÄŸuk
insanlar olduğunu duymuştum ancak yaklaşık bir haftadır edindiğim
izlenim İngilizlerin soğuk değil kuralcı oldukları. Eğer yardıma
ihtiyacınız varsa size ellerinden geldiğince yardım ediyorlar ve son
derece sempatikler, çok pozitifler, her şey için teşekkür ediyorlar.
Geçen hafta Nevin’le okul çıkışı otobüse bindik. Otobüste ön kısımda
iki adet boÅŸ koltuk vardı ancak Nevin Türkiye’den kalan alışkanlıkla
“Biz oturmayalım, daha yaÅŸlılar var onlar otursun.” dedi:) Biz de
bizden sonra binen iki bayana yer verdik. Bayanlar çok şaşırdılar, çok
sevindiler, ikisi de yüksek sesle teşekkür ettiler, çok naziksiniz
filan dediler. Ben “Bu gün Cambrdige’de 2. günüm ve İngilizce’yi çok
iyi anlamıyorum.” dedim. “Cambridge’e hoÅŸgeldiniz, hangi ülkeden
geldiniz dediler.” Türkiye deyince neden bilmiyorum ama memnuniyetleri
bir kat daha arttı. Tabi ben sakin sakin anlatıyorum ama otobüste
bizim konuşmalarımızı herkes duydu, çünkü bayanlardan biri çok
neşeliydi ve oldukça yüksek sesle konuşuyordu:) Biz arka tarafa doğru
ilerlerken bir başka İngiliz bayanla gözgöze geldik bize gülümsedi ve
“Çok naziksiniz” dedi:) Böylece Türklerin ne kadar ince insanlar
olduğunu bütün otobüse göstermiş olduk:P Şaka bir yana aslında bu
anektodu burdaki insanlar hakkında bir fikriniz olsun diye
anlatıyorum, eğer siz nazikseniz herkes size karşı son derece nazik ve
saygılı. Diğer yandan çok kuralcılar, mesela otobüslere ön kapıdan
binip yine ön kapıdan iniyorsunuz. Ancak otobüsteki yolcuların hepsi
inmeden binecek olan yolculardan tek bir kişi otobüse adımını atmıyor.
Herkes sakince sırasının gelmesini bekliyor. Bu sadece ufak bir
ayrıntı, bu tür kuralları her yerde görebilirsiniz. Mesela geçen hafta
Hüsrev’lerle öğle yemeÄŸi için birÅŸeyler almak için markete gittik.
Kasada kuyruk vardı, daha sonra ikinci bir kasa açıldı. Ben kuyrukta
2. sıradaydım ve aslında açılan 2. kasaya benim gitmem gerekiyordu
ancak ben durumu farkedene kadar benim arkamdaki bayan 2. kasaya
yöneldi. Kasiyer sıranın bende olduğunu söyleyerek bayanı geri
çevirdi. Özellikle bu tür yerlerde sıraya çok dikkat etmeniz
gerekiyor. Bizim için Türkiye’den kalan alışkanlıklarımızı deÄŸiÅŸtirmek
çok zor:) Ben kasaya gittim ancak Hüsrevler sıraya girmemişti, kuyruk
da oldukça uzamıştı, biz de birlikte olduğumuzu söyleyerek bütün
aldığımız şeyleri geçirdik:D Kasiyer durumu farketti ancak ben de
beraberiz deyince karşı çıkmadı:)

Kursta Akın, Hüsrev, Nevin, Aylin ben ve Ali aynı sınıftayız. Bizim
dışımızda 3 tane Arap, bir Bulgar, bir İsviçreli bir de Fransız
arkadaşımız var. Derslerde aramıza yabancıları alarak oturmaya
çalışıyoruz. Hocamız Chris gerçekten çok sempatik, dersler çok
eÄŸlenceli geçiyor. ÇarÅŸamba ve perÅŸembe günler öğleden sonra IELTS’e
hazırlık dersleri alıyoruz, bu sınıfta nerdeyse herkes Türk:) Bu durum
İngilizcemizi geliştirmemizi olumsuz yönde etkiliyor ancak buraya
adapte olmamızı kolaylaştırıyor. Kursun nerdeyse yarısı Arap
öğrencilerden oluşuyor. Tanıştığım bütün Arap öğrencilere Arap dili
alanında master yaptığımı, pratiğimi geliştirmek istediğimi
söylüyorum. Ancak sadece fasih (kurallı) Arapçayla konuştuklarında
anlayabiliyorum. Kendi aralarında konuştukları Arapça çok farklı,
zaten benim amacım fasih Arapçamı geliÅŸtirmek…

Ben de bir çok arkadaÅŸ gibi host-family’de kalıyorum. Ailem son derece
genç, biri 4 biri 2 yaşında olmak üzere 2 erkek çocukları var, bir de
Louis adında kedileri:) Ben çocukları ve kedileri sevdiğim için bunlar
benim için sorun olmuyor. Bayan yenilenebilir enerji alanında
çalışıyor ve İngiliz, eşinin ise annesi Yeni Zelandalı babası ise
Çinli, kendisi muhasebeci. Yemeklerde kullanılan baharatlar çok farklı
ancak ben kadının yemeklerini gerçekten beğendim. Helal gıda konusunda
çok dikkatliler ve çok saygılılar. Zaten genel olarak sağlıklı ve
bilinçli besleniyorlar. Domuz etini çok fazla yemediklerini
söylediler. Ben şuana kadar ne masada ne de mutfakta domuzdan elde
edilmiş herhangi bir gıda maddesi görmedim. Evde istediğim her şeyi
kullanabiliyorum. Odamda küçük bir ısıtıcı var, onlar kısa kollu
şortla geziyorlar ben odada akşamları ısıtıcıyı yakıyorum:D

Evin hanımı Georgina ile dün akşam Islam hakkında biraz konuştuk. Ben
ona bizim kurallarımızdan biraz bahsettim. Kendisi ilk defa bir
Müslüman tanıdığını söyledi. Gerçekten çok ilgili, geçen hafta helal
gıda konusunda internette araştırma yapmış ve benim için şüpheli
olabilecek gıda ve katkı maddelerini listesini çıkarmış. Dün akşam
Islam’la ilgili konuÅŸurken faiz’in bizim dinimizde yasak olduÄŸunu ve
bunun çok güzel bir şey olduğunu söyledi. Ayrıca Müslümanların bir çok
hayır kurumuna sahip olduklarını ve bunun da çok hoş olduğunu söyledi.
Bu tavırları beni çok şaşırttı, ben de bu hafta ona Islam hakkında
daha çok bilgi vermeye karar verdim…

Hafta sonu Cambridge Üniversitesi’nde post doktora yapan bir
arkadaşımla buluştuk. Birlikte Cambridge Üniversitesinin kolejlerini
gezdik ve iki Müslüman bayan arkadaşla buluşarak bir şeyler yedik.
Bayanlardan biri İngiliz bir anne ve Sinoplu Türk bir babanın 2. kızı.
Türkçe konuşamıyor ama basit cümleleri anlayabiliyor. Lisans eğitimini
Theology alanında Cambridge üniversitesinde yapmış. Diğeri ise Katie
isminde Müslüman bir İngiliz. O da Cambridge üniversitesinde master
öğrencisi, bir süre önce İslamiyeti seçmiş. Arkadaşım Leyla burda her
geçen gün İslam’la ÅŸereflenenlerin sayısının arttığını söylüyor.
Ayrıca Leyla’nın söylediÄŸine göre burdaki Müslüman cemaat son derce
kaliteli. Kendisi Cambridge üniversitesinde uzun süre önce İslamiyeti
seçmiş İngiliz bir profesörle çalışıyor. Müslümanlar Cuma günleri cuma
namazında buluşuyor ve namaza bayanlar da katılabiliyor. Leyla bu tür
organizasyonlara katılmamın burda çevre edinmemi kolaylaştıracağını
söylüyor. Ben de önümüzdeki haftalarda Cuma namazlarına katılmayı
planlıyorum.

Yaklaık bir haftadır burdayım ve ilk izlenimlerime dayanarak
söylüyorum, TÜRKİYE’DE BURAYA GELMEK İÇİN ÇEKTİĞİM BÜTÜN SIKINTILARA
DEĞDİ,

YENİDEN MERHABA CAMBRİDGE:))

2008-ylsy Gmail Grubundan Ayşe İÇÖZ arkadaşımızın değerli izlenimleri. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Cambridge ve Cambridge’e kadar…

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) No Comments »

Üniversiteden sonra hayatımın en güzel, en yoÄŸun günlerini Ankara’da geçirdim. Bir yanda Gatada çalışırken, bir taraftan da Meb’in o yorucu düzenine dayanmak zorunda kaldım:). Hacettepedeki güzel kurs günlerimden sonra ÅŸimdi de Cambridge’deyim. Burada Eurocentes Cambridge’de dil kursuna baÅŸladım. UmduÄŸum gibi gitmedi pek. Çok fazla türk öğrenci olması sebebiyle hacettepedeki kursa benzetiyorum:).  Ama imkanları çok geniÅŸ. Her türlü interaktif ve sosyal aktivite var ingilizce öğrenebilmek için. Hatta 4.günümde futbol maçına gidip sahanın tozunu kaldırdım:). Burada bir İngiliz ve Venezuella çiftin evinde kalıyorum:). Kendime ait bir odam(odamda TV, internet ve bilimum ÅŸeyler de mevcut:)) var. Ben odama aynalı oda diyorum:). Nereye baksam ayna var. Bugün de arkadaÅŸlarla Cambridge Nehrine doÄŸru gezmeye çıktım. Biraz keÅŸif yapalım dedik:). Yolda giderken Cambridge Mühendislik binasından sonra ilgimizi bir eski bina çekti. Ve içeri girdiÄŸimizde oranın Charles Darwin’e ait olduÄŸunu öğrendik. O kadar eskiydi ki gezerken acayib acayib kokular yayılıyordu:). Resimlerini daha sonra ekliyeceÄŸim…GiriÅŸim hızlı oldu biraz:). Bir de University of Southampton ‘dan kabul aldım bugünlerde. Onun da mutluluÄŸu var üzerimde:). Yazacak çok ÅŸey var. Åžimdilik bu kadar yeterli sanırım…Yazılarımı okuyan tüm dostlarıma teÅŸekkür ediyorum.

Ve buradayım:)

BloÄŸa KonuÅŸmak(İçsesim:)) 8 Comments »

Evet sonunda tekrar buradayım. BloÄŸumu tekrar aktif etmemdeki en büyük sebep dostlarımla daha hızlı iletiÅŸim kurabilmek oldu. Onlardan uzağım ama olsun nasılsa onlarlayım;)…

Design by:FoxTheme & Photoshop Brushes
Site RSS Comments RSS
© 2009-2010 Halil YeTGiN's BloG